İlk 10 Kiloyu Vermenin 10 Farklı Yolu

Hissettiklerimizi veya düşüncelerimizi değiştirmek pek kolay değil. İnsan yedisinde neyse yetmişinde de aynı olur derler ya o misal. Ama çevremizi değiştirmek bizim elimizde. Hem de hissettiklerimizi değiştirmekten çok daha kolay.

Çevrenizi değiştirdiğinizde vücudunuz da bu değişimi takip edecek ve hızlıca kilo vereceksiniz. Etrafınız slim fit besinlerden oluştuğunda siz de slim fit bir vücuda sahip olacaksınız. Bu yazı, çevrenizde yapacağınız değişiklikler ile ilk 10 kilonuzu vermenizi sağlayacak 10 farklı taktik içeriyor. Yeterince ilginç geldiyse okumaya devam :)

belly-2473_960_720
Taktiklere geçmeden önce problemi belirleyip nedenlerini öyle çözmemiz gerekiyor.

Problem, yanlış beslenme sonucu oluşan kilo kontrolünün istenilen ölçüde sağlanamaması. Problemi tanımlamak çok kolay oldu. Çünkü bunun için size en yakın alışveriş merkezine gidip, yemek katını şöyle bir dolaşmanız yeterli. Tabii bunun yanında bilim de var.

Yapılan çalışmalar Türkiye’deki kadın nüfusunun sadece %27 ‘sinin, erkek nüfusunun ise %50’sinin normal kilosunda olduğunu söylüyor. Tablo hiç de iç açıcı değil anlayacağınız.

Kilo problemine yol açan durumun beslenmekten geçtiğini biliyoruz. O halde sıradaki doğru soru şu: İnsanlar kötü besleniyor olmasının sebebi nedir?

Bu sorunun iki cevabı olabilir.

1. İnsanlar nasıl besleneceklerini bilmiyorlar.

2. İnsanlar çevrelerinde bulunan kalori bakımından zengin, besleyicilik açısından fakir besinler sebebiyle kilo kontrolünü sağlamakta güçlük çekiyorlar.

Ben illa bir cevap verecek olsam ikincisini seçerdim. Birinci cevaba da kısmen katıldığımı söylerdim.

Neden mi?

Bir alışveriş merkezine girelim. Yemek katına çıkalım. Yoldan 10 kişi çevirelim ve yemek katındaki fast-food restoranlarının sağlıklı öğün sunup sunmadığını soralım. Eminim ki 10 kişiden 10’u da doğru cevabı biliyordur.

Bu soruyu doğru cevaplamaları beslenmeyi iyi bildikleri anlamına gelmez. Ancak toplumun çoğunun beslenme ile ilgili doğru bilgilere sahip olduğunu gösterir.
O halde şartlar bizi ikinci cevaba yönlendiriyor: ÇEVRE

Bir şeyi bilmek ile onu yapmak arasındaki fark büyük. Genelde, yemek ile ilgili bir karar verecek olduğumuzda bunu bilgilerimize göre değil o anda etrafımızda yenebilecek alternatiflere göre belirliyoruz.

İşte denklem bu kadar basit. Eğer etrafınız sağlıklı besinlerden oluşursa, görüntünüz de sağlıklı olur.

Çevremiz: Alışkanlıklarımızın Esası

Alışveriş sepetimiz, mutfağımız, buzdolabımız bizlerle ilgili kritik bilgiler içerir. Buralara bakarak kişilerin alışkanlıklarıyla alakalı fikir sahibi olabiliriz.

CUPJ7AU7JD

Çevremiz alışkanlıklarımızı, alışkanlıklarımız da kilomuzu işaret eder. Çevre değişmediği sürece alışkanlıkları değiştiremezsiniz, dolayısıyla kilonuz iradenizin dışında artar, kilodaki artış sürekli hale gelir.

Anlık çevre değişiklikleri istemiyoruz, değişiklikler kararlılıkla ve kalıcı olarak yapılsın istiyoruz ki verilen kilolar da kalıcı olarak verilmiş olsun. Kilo vereyim de bir hedefime ulaşınca istediğimi yerim gibi bir mantıkla yola çıkmak da sizi yarı yolda bırakır, unutmayın!

Kilo verdikten sonra eski çevreye buna bağlı olarak da eski yeme alışkanlıklarına dönmek hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Çünkü verdiğiniz kilolar kolaylıkla bedeninize geri dönecektir.
Sanıyorum ki kilo vermek için vereceğim taktiklerin ne ile alakalı olduğu anlaşılmıştır.
Evet çevrenizi değiştirmenin 10 yolunu yazacağım.

1. Çikolataları, tatlıları, şekerli içecekleri evden uzak tutun

Kilo kaybının baş düşmanı olan pakete girmiş gıdalar özellikle başlıkta adı geçen vatandaşlar mutfağınızdan uzak durmalı.

food-eating-candy-chocolate-medium

Bu keyif veren paketlenmiş ürünleri görmediğiniz sürece, yemeyeceksiniz. Bu tip gıdaları tüketmedikçe onlarsınız yaşamaya alışacaksınız.

Canınız tatlı çektiğinde ne mi yapacaksınız?

Evde her daim bulunduracağınız, kuru veya taze meyvelerden, kabuklu kuru yemişlerden atıştırarak bu ihtiyacınızı gidereceksiniz.

2. Yemek Planı Kullanın

İnsanın her gün ne yiyeceğini belirlemesi,bunu düşünmesi ve hazırlaması oldukça zor ve kilo kontrolü açısından oldukça tehlikeli.

Ne yiyeceğini bilmeyen biri rahatlıkla en kolayına kaçabilir. Karın doyurucu yemeklerin en kolayları da hazır gıdalar elbette.

Eğer hafta başında gün içinde neler yiyeceğiniz belli olursa, ara öğünleriniz çantanızda hazır bulunursa kendinizi büyük bir çabadan kurtarmış olursunuz.

Ana öğün saatlerinde direk olarak listenizdeki ana yemeğe yönelirsiniz, bu sizi sağlıksız öğünlerden korur. Aynı zamanda yanınızda hazır olarak bulundurduğunuz ara öğünler ile de çok fazla acıkmadan günü tamamlarsınız.

Böylelikle kilo kontrolü sağlamaktaki engellerden bir tanesi daha yolumuzdan çekilmiş olur.

3. Buzdolabınızda pişmeye hazır besinler bulundurun

Bizler için yemek yapmayı üşengeç kılan etmenlerden bir tanesi de yemeğin malzemelerini yıkamak, doğramak gibi el oyalayıcı işler. Bu bahane kabul de edilebilir. Evde tüm gün yorulup ya da bütün günü dışarıda geçirip eve pestil vaziyetinde gelenler için yemek yapmak büyük külfet olsa gerek.

vegetable-food-theme-cooking-76306-medium

Ama eğer yemek pişirmenin oyalayıcı işler kısmı bir solukta halledilip ve malzemeler alındığı gibi pişmeye hazır bir şekilde depolanırsa, yemek yapmak oyalayıcı bir iş olmaktan çıkarır. Hazırlanması da yemesi de daha keyifli bir hal alır.

Tabii kilo kontrolünü zorlaştıran bol kalorili yapımı kolay yemekleri tercih etmenizi de engeller.

4. Açken alışveriş yapmayın

Ürettiği çikolataları pazarlamak için “Açken sen sen değilsin” sloganını kullanan firmayı bu başarılı cümlesinden dolayı tebrik etmek gerek. Aslında çok doğru.

Açken ne yaptığımızı pek bilemeyiz, kararlarımız bulanıklaşır, sinir katsayımız hızlı artar, otokontrol düşer. Dolayısıyla yemek tercihleri o an en cazip gelene yönelir, en sağlıklı olana değil. Aç kalmak amacımızı unutturur. O yoldan saptırır.

Hele bir de açken alışveriş yapıyor veya yoğunlukla fast-food restoranlarının bulunduğu yerlerde dolaşıyorsanız, o düşük kan şekeri size her şeyi yaptırabilir.

Benim size tavsiyem, açken macera aramayın ve bu gibi riskler almayın.

5. Kuru bakliyatları haşlanmış olarak saklayın

Sebzeleri temizleyip, doğrayıp dolaba öyle kaldırabilirsiniz. Tabii her zaman sebze yemek sizi sıkacaktır.

Et, balık tavuk da buzlukta saklanabilen, çözdürüldüğünde hızlıca hazırlanabilecek sağlıklı yemek alternatifleri. Sürekli böyle bir rutin de sizi sıkabilir. Tabii vejeteryan veya vegan da olabilirsiniz.
Bir tane daha müthiş tok tutan ve bitkisel protein içeren seçenek daha var elimizde kuru baklagiller. Bu besin grubunun pişmesi biraz zaman aldığından dolayı tercih edilmiyor.

Ancak, pazar gecesinden iki, üç çeşit kuru bakliyatı haşlayıp dolaba kaldırırsanız,fıstık gibi yeni ana öğünler türetmiş olursunuz. Dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz, isterseniz biraz baharatla salatasını yapın soğuk tüketin, isterseniz diğer malzemeleri ekleyerek sıcak yemeğini yapın.
Hayatınızı inanılmaz kolaylaştıracak, müthiş bir joker!

6. Doğru beslenen arkadaşlar edinin

Arkadaşlarımız hayatımızın büyük bir kısmında yanımızdalar. Onlarla sosyalleşiyoruz. Sosyalleşmenin bir parçası da yemek yemek elbette.

Genelde beslenme düzeni dışarı çıkınca bozulur. Sık sık dışarı çıkanlar diyet yapamamaktan şikayet ederler. Eğer çevreniz doğru beslenen kişilerden oluşursa ya da çevreniz de beslenme alışkanlıklarını güzelleştirirse, kilonuzun kontrolünü sağlamak epeyce bir kolaylaşır.

Düşünsenize sizin için sağlıklı öğünler hazırlayan, sizinle birlikte kalori açısından hafif besleyicilik açısından yüksek öğünler düşünen bir arkadaşınız var. O zaman kilo vermek dünyanın en kolay şeylerinden bir olmaz mıydı?

7. Her daim egzersize hazırlıklı olun

Kilo kontrolümüzü sağlamaya çalışırken ya aldığımız kaloriyi kısacağız ya da fiziksel aktivitemizi arttıracağız. İkisini bir arada yaptığımızda da tadından yenmez bir hal alacak kilo verme işi.
Peki bu yoğun şartlarda nasıl her zaman spor yapmaya hazır olabiliriz ki?
Tabii ki daima spor ayakkabı giyerek.

city-woman-feet-legs-medium
Eğer ayaklarınız rahat ederse, her zaman fiziksel aktiviteye açıksınız demektir.
O zaman merdiven çıkmak, arabayı iki sokak arkaya bırakıp eve yürümek gibi aktiviteler üşengeçlik olmaktan çıkar.

Evet her zaman spor ayakkabı giyin tavsiyesinde bulunmak çok gerçekçi bir yaklaşım değil. İş yerinizin veya şık bir yere akşam yemeğine gitmenin de bir yolu yordamı var elbette.

Mesela iş yerine spor ayakkabıyla gidip, oraya varıncaya kadar rahat ayakkabılarınızla birkaç bin adım fazla atmak hem size gün içinde müthiş bir dinamizm kazandıracak hem de metabolizmanızın daha hızlı çalışmasına yarayacak.

Bence denemeye değecek, eğlenirken kilo verdiren bir öneri :)

8. Antrenman eşyalarını gözünüze takılacak yerlere koyun

Eminim ki bu yazıyı okuyan çoğu kişinin evinde plates topu, yoga matı, çeşitli kilolarda dambıllar, yürüyüş bandı gibi spor malzemeleri veya aletleri bulunuyordur.

trick-dog-trick-malinois-dog-show-trick-37735-large

Ama nedense hep evin en ücra köşesine kaldırılırlar. Aradan zaman geçtikçe onların varlığını bile unuturuz.
Neden unutalım ki?
Bu malzemeler gözünüzün göreceği bir yerlerde bulunsa ve her akşam spor yapa yapa alışkanlığınız artsa fena olmaz mı?
Bence çok harika olur.
Madem alınmışlar işe yarasınlar ve kilo kontrolünüzü sağlamanıza yardım etsinler.

9. Sadece yemekle değil sporla sosyalleşin

Arkadaş grubunuzla değişik aktivitelerde bir araya gelebilirsiniz.
Sabah kahvaltısında buluşup akşama kadar kafe kafe dolaşıp oranın şusu meşhur, buranın busu diyip dünya kalori alacağınıza, zayıflama sürecinde sırt çantanız ile doğa yürüyüşleri yapabilirisiniz mesela.

R2GPUMJ7W6
Gün içerisinde arkadaşlarınızla bir araya gelip sohbet etme mekanlarına, spor salonlarını ekleyebilirsiniz ya da en yakın sahile gidip bisiklete binebilirsiniz.

İlla sohbetin içinde kahve de olsun diyorsanız, kahve siparişinizi karton bardakta verip yürürken sohbet ederek arada da kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Bu şekilde bir sürü alternatif eklenebilir, yeter ki alışkanlıklarımızı değiştirmekte gönüllü olalım.

10. Sayfamdaki 3 günlük zayıflama kursuna katılın

Sanırım burada işin kolayına kaçarak beslenmenizdeki yanlış alışkanlıklarınızı düzeltmeniz adına size 3 günlük ücretsiz zayıflama kursuna katılmayı öneriyorum. Kurstaki tavsiyelere uyduğunuz takdirde ilk 10 kiloyu vücudunuzdan hızlıca def edeceksiniz!

Özet

Kilomuzu belirleyen faktörlerin başında alışkanlıklarımız geliyor ve alışkanlıklarımızı da çevremiz oluşturuyor.

Çevremizi slim fit bir vücuda göre dizayn edip alışkanlıklarımızı ona göre şekillendirirsek, kilo vermek külfetten ziyade eğlenceli bir hal alacaktır ki eğer beslenmenize dikkat ederken eğleniyorsanız fazla kiloların mümkün olan en hızlı sürede sizi terk edeceğinin garantisini verebilirim.

Bunun yanında, alışkanlıklarınızı değiştirdiğiniz takdirde verdiğiniz kiloları geri almak gibi bir tehditle karşı karşıya kalmayıp, fitleşen vücudunuzu rahatlıkla muhafaza edeceksiniz.

Aslında şu da bir gerçek ki; alışkanlık değişikliğine gittiğinizde sadece 10 kilo değil, hedeflediğiniz kiloya rahatlıkla inebilirsiniz. Bunun için ihtiyacınız olan kendinizi bu değişikliğe şartlamak ve vakit kaybetmeden işe koyulmak…

Bu seferlik de bu kadar.

Yorumlarınızı bekliyorum.

Ramazan’da Kilo Almamak İçin Nasıl Beslenmeliyiz?

Kim demiş oruçla birlikte diyet yürütülmezmiş diye. Gayet güzel yürüyebilir. Tabi güzel gidebilmesi için dikkatlice uymanız gereken birkaç küçük kural var.

Ramazan ayı kilo verme sürecinizi sekteye de uğratabilir, bu sürecin devamını da sağlayabilir. Bu tamamen sizin elinizde!

Malum Ramazan ayı, gün ışığını en uzun yaşadığımız dönemlere denk geliyor. Orucun süresi 17 saat civarında. Bu kadar uzun süreli açlık metabolizmayı şaşkına çevirecek ve vücudun kendisini kıtlıkta zannedip bütün enerji harcayan mekanizmaları tasarruf moduna alacak.

Ramazan geldi, oruç tutacağım. Uzun bir süre yemek yemeyeceğim böylelikle kilo veririm, düşüncesi oldukça yanlış. Ramazan ayında kilo kaybından ziyade kilo alımı daha sık görülür. Bunun da nedeni az önce bahsettiğim üzere beynimizin bollukta veya kıtlıkta olduğunu ayırt edemeyişidir.

11HXY2URGD

Eğer sık sık besin geliyorsa büyük patron der ki, tamam yemek bulmakta sıkıntı çekilmiyor o halde bütün biyokimyasal reaksiyonlarda enerji bol bol harcanabilir. Ama eğer tam tersi bir durum varsa, yani uzun süreli açlık durumları söz konusu oluyorsa, vücut için söyle bir karar alınır; elimizdeki yakıt sınırlı ona göre elimizdekini tutumlu bir şekilde harcamalıyız öyle hemen çar çur etmemeliyiz ve fazlasını depolamalıyız.

Keza ilerleyen günlerde azalan yakıtımızı hiç bulamayabilir, depolarımızdan daha da çok harcamak zorunda kalabiliriz. Hal böyle olunca vücut kendini yağ depolamaya adapte ediyor, metabolizma hızını iyice aşağılara çekiyor.

O yüzden besinin az olduğu zamanlarda kendimizi halsiz hissederiz. Bu halsizlik, vücudumuzun kıtlıkta olduğunu sandığından dolayı bize mesaj verme şeklidir aslında. Der ki; çok enerji harcama, depolarımızı bitirmek zorunda kalmayalım, bu yüzden mümkün olduğunca az hareket et.

Bu olayların sebebi de insanoğlunun geçirmekte olduğu evrimle alakalı. Çok uzun yıllar az besinle hayatta kalmaya çalışan atalarımızın genleri o şartlara göre adapte olmuş. Şurada kaç yıldır bolluk bereket içinde yaşıyoruz neticede henüz genlerin bu bolluğa adapte olacak vakti olmadı.

Gelelim oruç tutarken nasıl beslenmemiz gerektiğine. Bu kısmı iftar ve sahur olarak iki ayrı başlıkta değerlendirmek istiyorum.

İftarda nasıl beslenilmeli?

İftar menüsünde midemizi yormayacak besinler yer almalı. Orucu hurmayla açmak gün içerisinde düşen kan şekerimizi toplamak açısından çok etkili. Hemen arkasından bir bardak su içmek ise gün içerisinde dehidratasyona uğramış vücudumuz için olmazsa olmaz.

Oruç açıldıktan sonra bir kase çorba yanında salata ile yenilip arkasından yemeğe 15 dakika ila yarım saat ara verilmeli. Bunun sebebi gün içerisinde hep düşük seyretmiş kan şekerini birden tavan yaptırmamak.

Orucu açıp bir hışımla yarım saat içinde menüdeki tüm yemekleri bitirirseniz, sonrasında kendinizi çok yorgun hisseder, kafanızı koyacak yer ararsınız. Bunun sebebi vücudunuza aniden yüklenip, kan şekerinizi birden fırlatmanızdır.

Mutlaka bu yazıyı okuyan herkes daha önce bu durumu tecrübe etmiştir.

pexels-photo-27546-large

İftar sonrası kendinizi yorgun hissetmek istemiyorsanız, çorbalar içildikten sonra bir süre yemeğe ara vermelisiniz.

Aranın süresi tamamlandıktan sonra günün menüsünde olan yemeklerden kontrollü bir şekilde yiyebilirsiniz. En güzeli 2 köfte büyüklüğünde et yanında 4-6 yemek kaşığı sebze yemeği olur. Tabi bu durum pratikte her zaman geçerli olmuyor.

Menüde protein ve kaliteli karbonhidratın her ikisi birden olmasa dahi problem değil, evde olan ana yemekten fazla kaçırmamak suretiyle yemek de yeterli olacaktır.

İftarda yoğurt, cacık veya ayran tüketmek iftarların vazgeçilmezi olmalı. Hem  günlük alınan proteini dengelemek, hem gerekli oranda kalsiyum almak, hem de serinlemek adına oldukça önemli.

Ana yemeğin arkasından pilav, makarna veya böreğe hiç gerek yok bence. Özellikle pirinç pilavının oruç tutulduğu süre boyunca yenilmemesi çok daha hayırlı olacaktır. Çünkü pirinç kan şekerini çok hızlı bir şekilde arttırma özelliğine sahiptir. İlla ki pilavımsı bir şeyler tüketmek istiyorsanız, bulgur pilavını tercih etmelisiniz. Ancak unutmamanız gereken bir şey var 3 yemek kaşığı bulgur pilavı 1 dilim ekmeğe eşit.

Ekmek demişken Ramazanda ekmekten ziyade pide tüketiliyor. Hatta bence ramazanın en büyük keyiflerinden biri iftar sofrasında yerini alan dumanı üstünde pideler. Evet yemesi çok keyifli. Tulum peynirle ne de güzel gider. Ama çok tüketilmesi bir o kadar da tehlikeli.

Hiç yemeyelim demiyorum elbette yiyeceğiz, tabii miktarına dikkat ederek. Eliniz büyüklüğünde bir parça pide iftar için yeterli olacaktır.

Yemek bittikten sonra tavşan kanı çaylar içilmeye hazırdır. Yanında tatlı da olmazsa olmaz. Bu alışkanlık o kadar yanlış, vücudumuza o kadar çok zararı var ki. Zaten gün içerisinde kan şekeri yerlerde geziyor, yemekle birlikte artıyor. Üstüne ara vermeden bir de tatlı yemek kan şekerini zirvelere çıkartıyor. Bu durumun damarlarda tahribat oluşturması ise çok muhtemel.

İftar sonrası tatlı tüketiminin bir diğer dezavantajı ertesi gün tutulacak olan orucun daha da zor geçmesine neden olmasıdır. Kan sekerinin devamlı zirvelere ulaşması daha sık acıkmanıza ve açlığa karşı tahammülünüzün azalmasına yol açacaktır.

Lütfen, her iftarın ardından tatlı yemeyin. Sizin için söyle güzel bir haberim olabilir; haftada bir defaya mahsus olmak üzere iftar yaptıktan en az 1 saat geçmesinin üzerine sütlü bir tatlı yenmesinin çok bir sakıncası yoktur. Mesela iki top dondurma, küçük bir dilim güllaç ya da küçük bir kase sütlaç tatlı alternatiflerinden olabilir.

İftar sonrası ara öğün

İftar ve sahur arası süre çok kısa olduğundan dolayı ara öğün yapmak da bir hayli zorlaşıyor. Bu kısa süre içinde hem yeteri kadar su içmeli hem de gerekli olan enerjiyi, vitamin ve mineralleri olmanız gerek.

healthy-lunch-meal-fruits-large

Ara öğün yapmak özellikle çalışanlar için çok zor. Ancak onlar için söyle bir önerim olabilir. Eğer iftardan sonra çay içmezlerse, ara öğün yapma şansları artar. İftardan 1.5-2 saat sonra meyve yiyebilirler.

Ertesi sabah kalkıp işe gitmek zorunda olmayanlar sahura kadar otursunlar ve 2 saate bir ara öğün yapsınlar. Ara öğün olarak yoğurt+yulaf+kuru meyve, bir veya iki porsiyon taze mevsim meyveleri, bir bitki çayı+kepekli galeta+peynir tercih edilebilir. Elbette kişisel zevklere göre bu ara öğünler çoğaltılabilir.

İftar sahur arası su tüketimi

Belki de yazının en can alıcı ve en dikkat edilmesi gereken kısmı burası. Malumunuz üzere mevsim yaz. Dolayısıyla sadece idrarla değil terleyerek de oldukça çok su kaybediyoruz.

Gün içerisinde oruç tutan kişiler kaybedilen suyu yerine koyamıyorlar. Ancak iftar ile sahur arasında bunun önlemini almamalılar.

SVHF6MUWVZ

Su birden değil yavaş yavaş içilmeli. Yani üç bardak suyu birden kafaya dikmek, aslında doğru bir su tüketim şekli değil. Vücuda hızlı bir şekilde alınan su aynı hızda geri atılır. Dolayısıyla belirli aralıklarla birer ikişer bardak su içmek uzun oruç gününe sizi daha iyi hazırlayacaktır.

Kilo ile doğru orantılı bir şekilde artmak üzere, ortalama olarak günde 10 bardak su içmemiz gerekiyor. Bunun 5 bardağı iftarda, 5 bardağı sahurda olursa içilen suyun hiç bir anlamı kalmaz.

Günlük içilmesi gereken su iftar ile sahur arasındaki 6,5 saatlik süreye yayılmalıdır. Her yarım saat veya kırk beş dakikada içilen bir bardak su, ertesi gün susamanıza engel olacaktır.

Sahurda nasıl beslenilmeli?

Ben sahurda iftardan kalan yemeklerin yenmesini hiç tavsiye etmiyorum. Hem uzun süre tok tutmayacağından, hem de sahur yapılan gecenin sabahına susamış olarak uyanacağınızdan.

Böreklerle, çöreklerle yapılan sahurlara da karşıyım. Basit karbonhidratlar kolayca sindirilecek ve kolayca tükenecektir. Dolayısıyla uyandığınız andan, iftara kadar geçen sürede aç dolaşmanıza neden olacaktır.

food-breakfast-egg-milk-medium

Sahurun en güzel alternatifi kahvaltı yapmak. 2 dilim peynir, 1 haşlanmış yumurta, yanında domates salatalık istediğiniz kadar yeşillik ve bir bardak süt ertesi gün sizi müthiş tok tutacaktır. Bütün bunları, 2 dilim tam tahıllı ekmekle yemek veya arasına tost yapmak da tokluk sürenizi arttıracaktır.

Özellikle çalışanlar için sahur yapmak büyük bir külfet gibi gözükebilir, ancak sahura mutlaka kalkılıp bir şeyler yenilmelidir. Sahursuz bir ramazan ayı geçirmek kas kayıplarına neden olacaktır. Kas kaybetmek ise vücudumuzdaki çoğu mekanizmayı olumsuz etkileyecektir. O yüzden iftar ile sahur arasında yeteri kadar besin almaya dikkat!

Özet

Unutulmamalıdır ki oruç tutmanın bir amacı var. Bütün gün yemek yemeyip iftar vakti hızlıca büyük miktarlar tüketmek sağlık için oldukça sakıncalıdır.

Oruç tuttuğunuz süre boyunca iftarda ve sahurda yediklerinize dikkat eder, miktarları abartmazsanız vücudunuz için harika bir ay geçirmiş olursunuz.

Eğer ki iftarlarda çok yiyip, midenizin sınırlarını zorlarsanız, yeteri kadar su içmeyip, fazlasıyla çay tüketirseniz, meyveyi bırakıp sadece şerbetli ve sütlü tatlılar yerseniz bu ayın sonunda vücudunuzun glikoz mekanizmasına zarar verir ve kesinlikle kilo kaybedemezsiniz.

Sadece bir öğün yediğinize güvenmeyin ve tavsiyelerime uyun. Böylelikle kilo kaybına devam edebilir ve zorlanmadan oruç tutabilirsiniz.

Mucize Patates Diyeti Kandırmacası!

Son günlerin mucize diyetinin adı patates diyeti olarak belirlenmiş. Bak sen şu işe!

Sizce de mucize diyetin adı biraz hızlı değişmiyor mu? Madem bu kadar sık değişiyor, bana da bu değişimleri takip edip, bilimsel makaleler okuyup, sizler için değerlendirmek düşüyor. O halde, bu yazıya neymiş bu patates diyeti onu tanımakla başlayalım.

Yazıma konu olan mucize diyetimizin ana maddesi isminden de anlaşılacağı gibi patates. Bu diyetin içeriğinde ek olarak bir de yoğurt var. Tahmin de edebileceğiniz gibi su sınırsınız. Günlük 1 çay kaşığı kadar tuza,  çok fazla kaçmayacak şekilde karabibere ve sirkeye de izin var.

Sadece bu kadar mı dediğinizi duyar gibiyim. Evet sadece bu kadar!

Başka hiçbir şey yok. Ne başka bir sebze, ne tahıl ne et grubundan herhangi bir besin, ne de bir meyve…

Daha somut canlandırabilmeniz için üç günlük yeme planının bir örneğini yazmak istiyorum.

J0JG8CVLLS

İlk Gün

Kahvaltı

1 tane haşlanmış patates

1 su bardağı az yağlı yoğurt

Öğle yemeği

2 haşlanmış patates

1 su bardağı yoğurt

Akşam yemeği

İki su bardağı yoğurt

İkinci Gün

Kahvaltı 

1 su bardağı yoğurt

Öğle yemeği

2 haşlanmış patates

1 su bardağı yoğurt

Akşam yemeği

1 haşlanmış patates

1 su bardağı yoğurt

Üçüncü Gün

Kahvaltı

1 haşlanmış patates

Öğle yemeği

1 haşlanmış patates

1 su bardağı yoğurt

Akşam yemeği 

1 su bardağı yoğurt

Patates diyeti 3 gün sürüyor ve bu diyeti ortaya atanlara göre 3 gün içerisinde 3 ila 5 kg vermeniz garanti. Bu diyetle birlikte egzersiz önerilmiyor. Sadece patates, yoğurt, ve su.

Sizler için örnek vermiş olduğum patates diyetinin kalorisini de hesapladım. 1 . gün 780,6 kcal, 2. gün 688,3 kcal, 3. gün ise, 458,9 kcal.

Sizlerin de farkına varacağı üzere zaten gün içerisinde azıcık enerji almanızı öneren patates diyetinde, ilk gününden son gününe doğru, gün içerisinde alınan enerji daha da azalıyor.

Şunu söyleyebilirim ki asla tok hissetmeyeceğiniz, sürekli aç aç dolaşacağınız bir diyet.

pexels-photo-95212

Bütün öğünlerinizin bu resimdeki gibi düşünebilirsiniz.  Tabii tek bir farkla sizin tabakta patates olacak :)

Patates diyetinin vaat ettiklekleri

Adı mucize olan diyetimizin bir de bu diyeti uygulayanlar için pozitif yönde gelişecek büyük iddiaları mevcut.

Patates diyeti diyor ki eğer 3 gün sadece patates ile beslenirseniz,

  1. Eklemleriniz ağrıyorsa, ağrılarınız azalacak
  2. Horluyorsanız, horlamanız kesilecek
  3. İnsülin direnciniz varsa, gerileyecek
  4. Vücuttaki inflamasyon düşecek
  5. Bağırsaklardaki yararlı bakterilerin sayısı artacak
  6. Konsantrasyon gücünüz artacak, dikkatinizi rahatlıkla toplayabileceksiniz
  7. Verdiğiniz kiloları geri almayacaksınız

Peki sizce patates diyetinin vaatleri kilo vermenin üzerine yanında promasyon olarak mı geliyor, yoksa zaten kilo verdiğiniz için mi sizi rahatsız eden durumlardan kurtuluyorsunuz?

Değerlendirme kısmına kadar bu soru da aklınızın bir köşesinde bulunsun.

Buraya kadar patates diyetiyle ilgili okuduklarımı, yorumumu katmadan aktardım sizlere.

Patates Diyetinin Çıkış Noktası

Fikrimce diyetin içeriğinin ve uygulama talimatlarının ne olduğu kadar nasıl ve kimler tarafından çıktığı da diyeti doğru değerlendirebilmemiz için çok önemli.

Patates diyeti, Avustralyalı Andrew Taylor’dan tarafından popüler oluyor. Kendisinin bilimle bir ilgisi yok. Yanlış anlaşılma olmasın Mr. Taylor ne doktor, ne diyetisyen, ne de insan metabolizmasıyla ilgilenen bir bilim dalı ile uğraşıyor…

Patates diyetine başlamadan önce Mr. Taylor 151,7 kiloymuş. Besinlere bağımlı olduğunu düşünüyormuş. Bir gün besinlere olan bağlılığının, alkol ve uyuşturucu bağımlılığına benzediğine kanaat getirmiş. Bu sebepten dolayı da alkol ve uyuşturucu bağımlılığından kurtulma tedavisini kendi bağımlılığına uyarlamaya karar vermiş.

Nasıl bu iki bağımlılık arasında bir ilişki kurup da tedaviyi uyarlamış diye soracak olursanız işte cevap; kendisi yemek yemeyi bırakmış ve yaşamını devam ettirebilmek için hayatını tek bir besine endekslemiş. Böylelikle yemek yeme bağımlılığından sonsuza dek kurtulabileceğine inanmış ve fazla kilolarını verebilmeyi hedeflemiş.

Kısaca mantığı şu; alkolü bırakan alkol bağımlısı olmaktan kurtulur, tüketmeyi sevdiği tüm besinleri bırakan yeme bağımlılığından kurtulur.

Yanlış bir mantık uygulayarak, hedefine ulaşmış.

İlk bir hafta 7 kilo vermiş. Toplam kaybı ise 32,1 kiloya ulaşmış.

Birinci ayında sadece patates ve yoğurt yemiş. Hiç spor yapmamış.

İkinci ayda skalayı genişleterek yağsız patates yemekleri tüketmeye başlamış. Aynı zamanda hayatına sporu da katmış.

Söylediğine göre şu anda kendini harika hissediyormuş. Devamlı yemek yeme isteğinden kurtulmuş. Kandaki tüm değerleri normal seviyelere düşmüş. Eskiye nazaran çok daha rahat uyuyor, çok daha enerjik uyanıyor ve gün içerisinde de hızlı yorulmuyormuş.

Şunu kesinlikle eklemeliyim ki Mr. Taylor ekstra multivitamin ve esansiyal yağ asitlerini içeren kapsüller alıyormuş. Yanı aslında kendisi sentetik bir şekilde iyi besleniyormuş.

Patates diyeti Mr. Taylor uygulamadan önce de varmış, ancak onunla birlikte 2016’nın başlarında popülaritesi tavan yapmış. Yani bu diyeti uygulayanlar için vaat edilenler Avusturalyalı beyfendide gerçekleşmiş.

Patates Diyetinin Değerlendirilmesi

Şimdi geldik sabırsızlıkla beklediğim kısma. Gerçekten bu noktaya kadar eleştirilerimi içimde zor tuttum.

Patates diyetinin önündeki niteleme sıfatı olan mucize kelimesi tamamen bir zırvadan ibaret. Her yönden eksik, her açıdan insan sağlığını tehdit eden bir diyet.

C3B0D9188B

Eksik yönleri;

Patates diyetinde günlük alınan enerji miktarı çok düşük. Bu kadar az enerji veren bir diyetle beslenirseniz vücudunuzun enerji mekanizmasını mahvedersiniz.

Sizin kilo verebilmeniz için vücudu yağ yakma moduna almanız gerekiyor. Bu kadar az kalori tüketirseniz bir hafta içinde vücudunuzu yağ yakma modundan yağ depolama moduna almış olacaksınız ve kilo veremeyeceksiniz.

Patates diyeti için önerilen süre sadece üç gün. Uzun süreli yapmak insan vücudu için oldukça tehlikeli. Üç günün sonunda 3 ila 5 kilo vermenizi sağlayan şey ise vücutta tutulan gereksiz suyu atmanız. Yani ödemin azalması.

Bu diyeti üç gün uygulayarak yağdan kayıp sağlayamazsınız. Yağ kaybetmezseniz görüntünüzde bir değişiklik olmaz. İnceldiğinizi hissedemezsiniz çünkü incelmek için yağdan kilo vermeniz gerekir.

Vücutta asıl yeri kaplayan hücreler yağ hücreleridir ve ne yazık ki sayıları öyle kolay kolay eksilmez hele üç günde sayılarında bir fark görmeniz mümkün değildir.

Öncelikle yağ hücrelerinin içi boşalır. Bir süre sonra diyete doğru bir şekilde devam ediliyorsa içini dolduracak materyal gelmediğinden tamamen yok edilir.

O yüzden kısa sürede verilen kilolar kısa sürede geri alınır. Siz güzel bir beslenme düzeninin ardından, eski yeme alışkanlıklarınıza hızlı bir geçiş yaparsanız, yağ hücrelerinin sayısının azalmasına süre tanımadığınızdan tekrar onları doldurur ve verdiğiniz kiloları geri alırsınız.

Bir de şöyle bir durum var; verilen kilo patatesin mucizesi değil. Siz patates yerine hangi besini koyarsanız koyun zaten üç gün içinde mutlaka tartıda bir eksilme görürsünüz. Biraz önce de bahsettiğim gibi o eksilme yağdan değil sudan olacak.

Peki neden patates seçilmiş?

Aslına bakacak olursanız patates vitamin ve mineral içeriği açısından fena değil. B6 vitamininden zengin, potasyum, folik asit, C vitamini ve lif açısından hiç fena değil. Ancak tabii ki çok sınırlı.

8YEENVJPZX

Sağlıklı bir şekilde hayatımızı devam ettirebilmemiz için günlük olarak almamız gereken besin ögelerinin hepsini içermiyor. Zaten hepsini içeren hiçbir besin yok. Hadi tut ki hepsi var o zaman da optimum miktarı sağlaması imkansız. Bu sebepten dolayı her zaman beslenmede çok çeşit olmasından yanayım.

Patates diyetinin vaat ettikleri de bu diyeti uygulamakla ilişkili değil. Kilo verildiği takdirde zaten gerçekleşen olaylar. İdeal kilonuza ulaştığınızda varsa horlama azalır, eklem ağrıları azalır çünkü artık vücudunuzda taşıyacağınız daha az yük vardır.

Aynı zamanda patates diyeti yapanların verdikleri kiloları almıyor olması iddiası külliyen yalan. Diyeti bırakıp yüksek kalorili beslenme alışkanlığınıza döndüğünüz an verdiğiniz kiloyu fazlasıyla geri alırsınız.

Bu herkesin görebileceği çok basit bir denklem.

Gelelim Avusturalyalı beyefendinin başarısına. Onun patates diyetiyle zayıflamış ve uzun zamandır diyete devam ettiği halde sağlığını koruyor olması biz patates diyetinin doğru olduğunu göstermez. Kendisi aynı diyete patates yerine muz koysaydı da aynı şekilde zayıflardı.

Yeme bağımlılığından kurtulmuş. Ancak bunu tek bir besinle yaşayarak gerçekleştirmese de olurdu. Onun yemekten kendini alamadığı bırakması gereken yiyecekler bol doymuş yağ, bol basit şeker içeren tatlılar ve pakete girmiş tatlılardı. Sadece onları bırakarak bile çok ciddi kilo kaybedebilirdi.

Okuduğum kadarıyla şu an eskisi gibi kilo veremiyormuş. Hedefine ulaşmasına 20 kilo kala bakalım devam edebilmek için yeni stratejisi ne olacak?

Diyet kişiseldir sevgili arkadaşlar. Başkalarının uygulayıp fayda gördüğü diyetler sizde çalışmayabilir. Hele ki söz konusu popüler diyetlerse.

Kilo vermenin yolları ve doğruları bellidir. Eğer hala “Zayıflamanın En Temel 10 Yolu” yazımı okumadıysanız tıklar buraya. Bu şekilde mucize diyetler aramaya, sabırsız davranıp 3 günde 5 kilo kaybetmeye bunu yaparken sağlığınızı riske atmaya hiç mi hiç gerek yoktur.

Aslında hepimizin mucizesi kendinde saklı. Bunu ortaya çıkarabilmek ise sadece sizin elinizde…

Zayıflamanın En Temel 10 Yolu

Blogumdaki yazıları incelerken eksik bir şeyler fark ettim. Çok sorulan sorular hakkında yazılar yazarken, işin temeli ile ilgili yazı yazmayı atlamışım. Bu yüzden sıradaki yazımı zayıflamanın en temel kuralları hakkında yazmaya karar verdim.

Şu anda da sizlerle paylaşıyorum. Bu yazının, sizlerin kilo verme serüvenine ışık tutacağını ve sizlere nerede yanlış yaptığınızı göstereceğini düşünüyorum. Merak edenler okumaya devam etsin!

Aslına bakacak olursanız kilo vermek hem çok basit, hem de oldukça kompleks bir olay. Yalnız şu bir gerçek ki bir tane doğru var. Bütün şartları eksiksiz yerine getirirseniz, kesinlikle istediğiniz oranda kilo verebilirsiniz.

Peki zayıflamanın yolları nelerdir?

Ben bunu adım adım açıklarken, siz de kendi beslenme şeklinizi ve yaşam tarzınızı değerlendirerek nerede yanlış yaptığınızı belirleyebilir ve bu yanlışı ortadan kaldırarak kilo vermeye devam edebilirsiniz.

Haydi başlayalım!

1) Diyet Kişiseldir

Herkesin metabolizması birbirinden farklıdır. Hepimiz bunda hemfikiriz öyle değil mi?

Peki herkes aynı fikirde ise neden başkalarının yaptığı değişik diyetler, uyguladığı farklı kürler bu kadar cazip geliyor.

Sizin vücudunuzu sizden iyi tanıyan kimse yok. Dolayısıyla size neyin iyi geldiğini, hangi yiyecekleri çok tükettiğinizde kilo aldığınızı, beslenme düzeniniz nasıl olduğunda kilo verdiğinizi biliyorsunuz. Bu yüzden o dukan diyeti yapmış zayıflamış, diğeri ananas diyeti ile kilo vermiş ben de yapayım, ben de birkaç beden inceleyim gibi bir düşünceye girmeyin.

Her kişinin diyeti kendine özel, kendi hayat tarzına uygun olanıdır. Şunu aklınızdan çıkarmayın uygulayamadığınız ağır bir diyet dünyanın en kötü diyetidir.  Çünkü siz onu yapamıyorsunuz ve uygulayamadığınızdan dolayı hedefinize yaklaşamıyorsunuz.

Bu yüzden uygulanabilir olanı, sizin hayat şartlarınız içerisinde sizi zorlamayacak beslenme alışkanlıklarını belirleyin ve ona göre yol alın. Hem yorulmayacaksınız hem de sağlıklı, güzel bir şekilde zayıflayacaksınız.

2) Düzen Kilo Verdirir

Bu ara düzenim çok bozuldu, kilo alıverdim. Çocukların okulu başlasa da ben de normal düzenime dönsem.

İzin yüzünde beslenme şeklim değişti, kilo aldım. İşe geri döneyim, eski düzenime döneyim de şu kilolar hemen gitsin.

Hayatınızda en az bir kere bu tip bir cümle kurmuş veya etrafınızdan duymuşsunuzdur. Sevgili okuyucular, vücudumuz rutinleri sever. İçerisinde bulunduğumuz duruma alışır ve bu duruma adapte olmayı ister.

books-colorful-colourful-shop-medium

Hayatınızın düzenli olması demek, yemek saatlerinin de bir düzeni olduğunun işaretidir. Eğer her gün aynı saatlerde uyanır, öğünlerinizi aynı saatlerde yaparsanız, vücudunuz ne zaman acıkması gerektiğini bilir. Yemek veya ara öğün saati gelmeden, midenizden sizi rahatsız edecek bir ses duymazsınız.

Buna bir örnek vereyim. Her gün öğle yemeğini aynı saatlerde yiyorsanız, mideniz de öğle yemeği vakti geldiğinde sinyal verir. Enerjinizin düştüğünü hissedersiniz. Öğününüzü yaparsınız o açlık geçer gider, enerjiniz geri gelir, yenilenmiş hissedersiniz ta ki bir sonraki öğünün vakti gelinceye kadar.

O kadar iştahlıyım ki atıştırmalık isteğimi durduramıyorum. Ben tam bir tatlı canavarıyım. Tatlı olmadan yapamıyorum.

Bu cümleleri de o kadar çok duyuyorum ki. Engellemenin yolu ise çok kolay. Bir hafta boyunca yemeğinizi aynı saatlerde yiyin, ara öğünlerinizi dengeli bir şekilde yapın. Bakın bakalım hayatınızda neler değişiyor.

Yani işin özü şu; bir yeme düzeni oluşturursanız açlığınızı kolayca kontrol edebilirsiniz. Açlık kontrol altına alındığında, günlük alınan enerji miktarı kontrol altına alınır. Yaktığınızdan daha az enerji aldığınızda ise kilo vermiş olursunuz.

3) Öğün Kontrolü Gereklidir

Benim yemek saatim hiç şaşmaz. Her gün aynı saatte sofraya oturur, aynı saatte kalkarım. Yalnız diyetisyen hanım anlaşalım ne istersem onu yerim!

Sanıyorum ki bu cümle de pek yabancı değil :)

Evet ben de size katılıyorum. Ne isterseniz yiyin. Ancak, aklınıza gelebilecek her şeyde bir ölçü olduğu gibi istediklerimizi yemenin de bir ölçüsü var elbette.

Sadece sağlıksız besinler sınıfına koyduğumuz yiyeceklerin değil, sağlıklı sınıfındakilerin dahi ölçüsü var. Siz günde 7 kase yoğurt yiyorsanız eğer fazla kilolarınızın sebeplerinden bir tanesi de tüketilmesi uygun görülen miktarın çok üzerinde yoğurt tüketiyor olmanızdır. Miktara her zaman dikkat!

Birinci zayıflama adımını unutmadan ilerleyelim: diyet kişiseldir. Herkes farklı miktarlarla doyar mutlaka. Ama bu işin de bir ortalaması vardır. Ben buraya ortalama bir örnek yazmak istiyorum.

1 adet haşlanmış yumurta, bir dilim peynir, domates, salatalık, 5-10 tane zeytin, 1-2 dilim tam tahıllı ekmek, ben kahvaltıda tatlısız yapamam diyenler içinse bir tatlı kaşığı bal veya reçel. Oldukça tatmin edici gözükmüyor mu? Bence bu kahvaltı birçoğumuzu doyurur.

Öğlen yemekleri için, 1 kase çorba, 4-6 kaşık sebze yemeği, 1-2 dilim tam tahıllı ekmek, 1 kase yoğurt. Yine oldukça doyurucu bir öğün.

Akşam öğününüzü öğleye göre belirlersiniz. Bütün besin gruplarını alabilmiş olmak adına öğlen sebze varsa, akşam et (kırmızı et, tavuk, balık veya kurubaklagil yemeği) veya öğlen et(proteinli bir besin) varsa akşam sebze olsun.

Etin porsiyonu bir porsiyonu 90 gramdır. Yanında bir kase çorba, dolu bir çukur tabak içinde salata, 1 dilim ekmek, kulağa müthiş doyurucu gelmiyor mu?

Aralarda ise isteğe göre bir porsiyon taze veya kuru meyve, fındık, ceviz, fıstık, bir bardak süt, bir bitki çayı, iki kepekli galeta seçeneklerinden sıvı ve katı olanlardan birini seçip, besleyici bir ara öğün yapabilirsiniz.

Bu belirttiğim şekilde beslenmemenin zor olduğunu düşünmüyorum. Herkes rahatlıkla kendi hayatına göre uyarlayabilir ve uygulayabilir.

Midemizi doldurmak için değil, doyurmak için yemek yiyelim. Doyduğumuzu hissettiğimizde masadan kalkalım. Ekstrasına ihtiyacımız yok.

Bu bilinçte olursanız eğer, kilo vermemeniz mümkün değil.

4) Asıl Suçlu Alışkanlıklardır

Alışkanlıklar hayatınızı oluşturur ve yönlendirir.

Yediklerinizi şöyle bir gözden geçirdiğinizde hangi besini  daha çok tükettiğinizi rahatlıkla söyleyebilirsiniz. Vazgeçemediğiniz bir alışkanlık varsa işte suçlu odur, fazla kiloların sorumlusu kötü alışkanlıklardır.

Mesela akşamları yatmadan önce bir şeyler yiyorsunuzdur, tatlı hayatınızda önemli bir yer teşkil ediyordur, fast food yemeden bir hafta sonu geçirmiyorsunuzdur, pakete girmiş şekerli atıştırmalıklar sizi iyi hissettiriyordur, ekstra şeker eklenmiş içecekler yemeklerin ve ara öğünlerin yanında size eşlik ediyordur, fiziksel aktivite yapacak vakti bulamıyorsunuzdur.

Yukarıda saydıklarımın hepsi birer alışkanlıktır ve aslında her biri tek başına sağlığınızı tehdit edebilecek güce sahiptir.

İnanın bana sadece kilo almanıza sebep olan bir alışkanlığı değiştirmek bile herhangi başka ufak bir caba dahi harcamadan kilo vermenizi sağlayacaktır.

Bu öneriyi vakit kaybetmeden denemenizi istiyorum. Alışkanlıklarınızı düşünün ve zararlı olan bir alışkanlığınızı, sağlıklı olanı ile değiştirin. Zayıflamanıza ne kadar hızlı etki ettiğini göreceksiniz.

5) Diyet Alışverişte Başlar

Meslek hastalığı mıdır bilinmez, her süper markete gidişimde insanların alışveriş sepetlerini şöyle bir göz ucuyla süzerim. Hemen aklımdan sepetin içindekilere göre, sepeti taşıyan kişinin kilosunu tahmin ederim, sonra da sepeti taşıyan kişiye bakarım. Genelde de tahminlerim doğru çıkar.

pexels-photo-26799-large

İnsanların alışveriş sepetine atıkları besinler, bize onların beslenme alışkanlıklarıyla ilgili bilgi verir. Sonuçta satın alınanlar, evde sofraya gelecek afiyetle yenecektir.

Dolayısıyla diyette olan birinin sepetinin, çikolata barlar, kutu kutu nutellalar, şekerli içecekler ile dolu olmasını anlayamam. Çünkü biliyorum ki o tip yiyeceklerin mutfakta ulaşılabilir olduğu bilindiği sürece, gidip yenilmesi, diyetin bir kereden bir şey olmaz mantığı ile bozulması çok muhtemel.

Hemen hemen her evde abur cubur dolabı vardır, Ancak çok az evde sağlıklı atıştırmalık dolabı diye bir yer vardır eminim.

“Diyetisyen Hanım kendim için almıyorum, çocuklar istiyor da alıyoruz. Yoksa durmuyorlar.”  gibi cümleler kurarak suçu birlikte yaşadığımız kişilere atmayalım hanımlar beyler.

Alışveriş sepetinde ne varsa evin her bireyi o besinlerden tüketiyordur. Kilo verme çabasında olmasalar dahi pakete girmiş, işlenmiş, şeker oranı yüksek olan besinleri evin diğer bireyleri de sınırlı oranda yemelidir.

O yüzden kilo vermeye çalışırken, işe alışveriş sepetine attıklarınızı değiştirerek başlayabilirsiniz. Evde bulunmadığı sürece, bol şeker eklenmiş, bir takım işlemlerden geçip pakete girmiş gıdalar kilo verme sürecine taş koymaz.

“Hiç mi atıştırmalık bir şeyler yemeyelim, hiç mi tatlı yemeyelim? E ama bu da can arada çekiyor.” diyenlerden iseniz size iki önerim var.

Birincisi taze ve kuru meyveler tatlı ihtiyacınızı karşılayabilecek müthiş kaynaklardır. Canınız tatlı çektiğinde bunlara başvurabilirsiniz. İkinci önerim de, diyetinizin iyi gittiğini, güzel kilo kaybettiğinizi düşünelim işte o zaman dışarıda bir porsiyon sütlü tatlı yiyebilir ya da evde bir porsiyonluk kendinize göre bir sütlü tatlı yapıp tüketebilirsiniz.

Yukarıda bahsettiğim gibi evdeki abur cubur dolaplarının yerini  sağlıklı atıştırmalık dolapları alsın. Evin tüm bireylerinin beslenme alışkanlıkları düzelsin. Ömürleri boyunca kilo problemi yaşamasın kimse.

6) Yavaş Yemek Önemlidir

Zayıflamanın en az çaba gerektiren, uygulandığı takdirde hızlıca kilo vermenize etki edecek yollarından biri yavaş yemektir.

D05C425A76

Bizler farkında değiliz ancak hızlı yemek hem bizim ülkemiz hem de dünya bazında değerlendirildiğinde ciddi bir sorun. Bunun kanıtı ise Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) yayınladığı son rapor. Bu rapora göre obezitenin en büyük dört nedeninden biri de hızlı yemek.

Siz de etrafınızı biraz gözlemlediğinizde bunun farkına varacaksınız.

Ben de bu başlığı gözlemlerimden örnek vererek açıklamak istiyorum. Ben hayatımda hiç yavaş yediği halde kilolu olan birini görmedim .Eğer siz de çevrenizi düşünecek olursanız, eminim yavaş yiyen ve kilolu olan birini gözünüzün önüne getiremeyeceksiniz.

Yavaş yiyerek, vücudunuza sindirim sisteminin hazırlanması için süre tanıyorsunuz. Masadan kalktığınızda beyne doyma sinyalleri gitmiş oluyor ve bu durum diyetinizle barışık olmanızı sağlıyor.

Aynı zamanda hızlı yerken, arada ana öğünle birlikte neler yediğinizin farkına varmıyorsunuz. Dolayısıyla hızlı yemeyi bırakarak ihtiyacınız olmadığı halde aldığınız, ekstra enerjiyi de diyetinizden çıkarmış oluyorsunuz.

Yavaş yemeye alışmak ise çok kolay.

Bir arkadaşınızla yemeğe çıkar ve ona bir şeyler anlatırsanız, ağzınız dolu konuşamayacağınızdan otomatik olarak yemeğinizi yavaş yemiş olacaksınız.

Yavaş yemenin bir diğer yolu ise, yemek yediğiniz süre boyunca arada sırada çatalı kaşığı elden bırakmak. Yemeği bitirene kadar çatalı elinizde tutarsanız, o çatal ağzınıza götürdüğünüz her lokmanın arkasından tekrar doldurulacak ve istemsiz olarak yemek hızlı bir şekilde bitecek.

Hızlı yemeye gerek yok, etrafa bakına bakına, hayatınızı düşüne düşüne yemek yiyin. Bu durumun zayıflama sürenizi ne kadar kısalttığını keşfettiğinizde inanamayacaksınız.

7) Uyku Zayıflamayı Etkiler

Zayıflama sürecinde bir çok kişinin göz ardı ettiği etmenlerden bir uykudur.

Uykuyu kimse önemsemez, genelde herkes yediklerine dikkat etmeye çalışır, fiziksel aktivitesini arttırmak için çabalar. Sonra bunları uygulayan kişi der ki, tamam bu hafta tartıda müthiş bir eksilme göreceğim. Ancak işler beklediği gibi çıkmayabilir. Kilo verememesinin sebeplerinden biri o hafta bedenini çok yormuş olması, yeteri kadar uyumaması ya da gereğinden fazla uyumuş olması olabilir.

pexels-photo-57627-large

Kesinlikle nedeni uykudur diyemeyiz, ancak uyku da kilo kaybının görülmediği haftalarda kontrol edilmesi gereken faktörlerden bir tanesidir.

Sabahları geç uyandığınızda(10.30-12.00) vücudun kortizol salgıladığı zamanı uyuyarak geçirirsiniz. Bu da gün içerisinde harcanacak olan enerjinin tasarruflu kullanılmasını sağlar. Yani vücut yağ yakma modundan çıkar. Yeteri kadar enerji harcayamadığınızdan dolayı da tartıda eksilme görülmez.

Makineyi ne kadar erken açarsanız o kadar çok randıman alırsınız. Yani güne erken başlamak, gün içerisinde daha çok enerji harcamanızı sağlar.

Tabi erken kalkmak yatış saatinize bağlı olarak değişecektir. Günde 6 saatten az uyuduğunuz takdirde de vücudu yağ depolama moduna almış oluyorsunuz. Bu da kilo verme sürecinizi olumsuz etkiliyor.

Kısaca uyku faktörünü bir iki cümlede özetlemek isterim. Her hafta kendinizi tartıda kilo vermiş olarak görmek istiyorsanız günde en az 6 en fazla 8-9 saat uyuyup, her sabah 8.00-9.00 civarlarından geç uyanmamalısınız.

Eğer kilo vermek için her şeyi yapıyor, ancak çabanızı karşılamayan sonuçlar elde ediyorsanız bir de uyku düzeninizi sorgulayın derim.

8) Diyet Günlüğü Zayıflatır

Gün içerisinde yaptığınız her şeyi akılda tutmak çok güçtür bilirim. Hayattaki tek gayeniz de kilo vermek değil elbette. Aynı zamanda ilgilendiğiniz, aklınızı meşgul eden bir sürü düşünce var muhakkak.

Hayat derdine düşmüşken, bir de gün içerisinde yenilenleri akılda tutmak hiç kolay olmuyor. Diyelim ki aklınızda tuttunuz. O gün yediğiniz yemekleri, sadece zihinde canlandırmak yediklerinizin miktarı konusunda pek de gerçekçi düşünmenize izin vermiyor.

O halde beslenme günlüğü tutmaya ne dersiniz?

black-and-white-apple-iphone-smartphone-medium

Bir çoğunuz bunu ilk kez benden duymuyordur. Ama duyup da uygulamayanların sayısı daha fazladır diye tahmin ediyorum. Bu sebepten dolayı bütün samimiyetimle bir beslenme günlüğü edinmenizi öneriyorum.

İşte ancak yazdığınız zaman arada neler kaçırdığınızın farkına varabileceksiniz. Bir lokma şundan aldım bir lokma bundan yedim derken, o bir lokmaların nelere mal olduğunu, nasıl büyük birer atıştırmalık haline dönüştüğünü kendi gözlerinizle görebilecek ve diyetinizdeki hataları tespit edebileceksiniz.

İnanın bana diyetinizde yaptığınız hatayı bilmek kadar güzel bir şey yok. Sonuçta sonunun kaynağını bulabilirsek, sorunu o kadar rahat çözebiliriz öyle değil mi?

O yüzden bu yazı okunduktan sonra, yapılacaklar listesine bir yenisi daha eklendi: Beslenme günlüğü sahibi olmak.

9) Egzersiz Metabolizmayı Hızlandırır

Bu maddeye gelene kadar, yazıyı okuyan çoğu kişi aklından “Ee egzersizden hiç bahsetmedi.” diye geçirmiştir eminim.

Şimdi geldik herkesin bildiği, ancak nedense uygulamaya zaman bulamadığı maddeye.

Sağlıklı bir şekilde zayıflamak için fiziksel aktivitenin arttırılması gerektiği konsunda herkes hemfikir. O yüzden ben daha çok egzersizlerin nasıl olması gerektiğinden bahsetmek istiyorum çünkü bu konuyla ilgili de sosyal medyada bir hayli çok kirli bilgi yer alıyor.

Kilo vermek isteyenler, her gün düzenli olarak, oksijenli egzersizler yapmalılar. Oksijenli egzersiz demek, nefes nefese kalmadan yapılan egzersiz demektir. Yağ yakmak için oksijene ihtiyaç olduğundan, yavaş yavaş, kendinizi çok zorlamadan yapacağınız fiziksel aktivite size en çok kilo kaybettirecektir.

Nedir bu oksijenli egzersizler?

Mesela dillere pelesenk, olan fiziksel aktivite arttırmanın en kolay yolu, herkesin bildiği  egzersiz; yürüyüş. Günde yarım saat tempolu yürüyerek istediğiniz forma kavuşabilirsiniz.

Bir diğer oksijenli egzersiz ise benim favorim olan yüzme.

Haftada 3 veya 4 gün yarımşar saat yüzerek kısa zamanda istediğiniz kiloya ulaşabilirsiniz. Nefes nefese kalmadan yüzmek en etkili yağ yakma yöntemlerinden biridir. Özellikle yüzme, spor yapamıyorum eklemlerim problemli, belimde fıtık var diyenler için eşsiz, benzersiz bir aktivite. Suyun kaldırma kuvvetinden dolayı vücudunuzun hiçbir bölgesinde basınç hissetmiyor ve bütün kas gruplarını çalıştırıyorsunuz. Üçüncü oksijenli egzersiz örneği ise pilates. Pilates ile de bölgesel olarak kaslarınızı çalıştıracağınızı için yağ yakarak incelme sağlarsınız.

Şu an bunları biliyorum hareket etmem gerek ama vakit bulamıyorum dediğinizi duyar gibiyim.Ama çok değil benim size önerim, her gün kendinize yalnızca yarım saat ayırmanız. Bence bu kadarını hak ediyorsunuz. Bunu kendiniz için yapabilirsiniz, yapmalısınız.

10) Gülümsemek Yağ Yaktırır

Assolisti en sona saklamıştım. Yanlış okumadınız evet gerçekten gülümsemek kilo verme hızını arttırıyor. Motivasyon zayıflama sürecinin kilit noktası.

Diyete gülümseyerek bakar, tartılacağınız günler stres yaşamazsanız her şey daha kolay olacak.

pexels-photo-large (3)

Motivasyonun 1. adımı sizi ideal kilonuzda olmaktan alıkoyan nedeni belirlemek. Kendinize neden istediğimden fazla kiloya sahibim diye sorun. Sebebi bulduktan sonra onu ortadan kaldırmanın yollarını arayın. Sizin kilolu olmanıza sebep olan faktör ortadan kalktığında, hedeflediğiniz kiloya ulaşmak daha kolay olacak ve bu sürede motivasyonunuzu birincil olarak düşürebilecek etken ortadan kalkmış olacak.

Motivasyonun 2. adımı ertelememek. Bugün istediğim her şeyi yiyeyim, yarın nasıl olsa diyete başlıyorum gibi bir cümle asla kurmayın. Bir kere ertelediğinizde, doğru beslenme alışkanlıklarının uygulanması her zaman ileri bir tarihe ertelenecek ve asla benimsenmeyecek.

İnsanın doğası bu başaramamaktan korktuğumuz durumları ileri bir tarihe atıyoruz.  Yapamamaktan korkmayın sadece karar verin ve başlayın.

Motivasyonun son adımı ise kilo verme hedefini bir nedene bağlamak. Eğer hedefinizin bir nedeni olursa, bırakmak da o kadar zor olur ve motivasyonunuz her zaman yüksek seviyelerde kalır.

Nedeniniz ne olursa olsun, yeter ki belli olsun. İsterseniz daha sağlıklı olmak için, isterseniz daha uzun yaşamak için, isterseniz daha kaliteli bir hayat sürmek, isterseniz aynada daha ince görünmek için…

Hayat zaten yeterince stresli ve sıkıntılı. Bunlardan bir de kilo verme sıkıntısı olmasın. Mutlu mutlu diyet yaparsanız, yağlar da hızlı hızlı gider.

Özet

Bütün maddeler birbirine bağlı. Biri eksik olduğunda zayıflama süreci yavaşlıyor ya da yapabileceğinizin en iyisini yapmanıza engel oluyor. Bahsettiğim zayıflama yollarına uyarsanız sıkıntısız bir şekilde kilo verebileceğinize inanıyorum. Lütfen siz de buna inanın.

Bu süreçte kilonuzun tıkandığı zamanlar mutlaka olacaktır. Ama bunun da doğal sürecin bir parçası olduğunu kendinize hatırlatmayı unutmayın.

Eğer diyetinizde hiç bir hata olmadığını düşünüyorsanız moral bozmadan devam edin. Küçük değişiklerle metabolizmanızı şaşırtarak ilerleyin.

Tabi tartıdaki azalmanın durması yapılan kaçamaklara bağlı da olabilir. Böyle bir nedenden kaynaklandığını düşünüyorsanız eğer hemen bu yazıyı açıp kontrol edin. Hatanın nerede olduğunu belirlemeye çalışın.

Olmaz kilo veremiyorum. Kilo kaybım durdu. Bittim ben, buraya kadarmış.” gibi umutsuz cümleler asla kurmayın. Her zaman bir yolu vardır. Evet bu yol kimileri için daha meşakkatli kimileri için daha az çaba gerektiriyor olabilir. Ama siz devam ettiğiniz sürece hedefinize bir gün daha yaklaşıyor olacaksınız ve zafer günü mutlaka gelecek. O günü hayal ederek enerjinizin düşmesine izin vermeyin.

Ve tabi beni takipte kalın. Yazının altına yorum bırakırsanız çok sevinirim. Herhangi bir sorunuz olduğunda da [email protected] adresinden bana ulaşarak sorunuzu yöneltebilirsiniz. Cevaplayacağımdan şüpheniz olmasın!

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…

Ebru Pelin

Kilo Kaybedememenizin Nedeni Zarar Gören Metabolizmanız Olabilir mi?

Beslenmeme dikkat ediyorum, spor yapıyorum ancak iki haftadır tartıda kıpırdama olmadı. Neden kilo kaybedemiyorum? Son günlerde kulaklarım ana fikri bu olan şikayetlere aşina oldu. E madem bu kadar çok merak ediliyor. Sesli düşündüğüm bir yazı yazmak istedim. Siz de eğer doğru beslenip, egzersizinizi de ihmal etmeyip kilo kaybedemeyenlerdenseniz acaba metabolizmanıza zarar vermiş olabilir misiniz?

Cevabı merak ediyorsanız okumaya devam!

Bilim dünyasında da son günlerin en büyük tartışması, bilinçsizce yapılan diyetlerin metabolizmada gerçekten bir hasar oluşturup oluşturmadığı. Bu yazının amacı siz okuyucularımla bu konuyu tartışmak ve gelişi güzel yapılan diyetlerin ilerleyen zamanlarda kilo kontrolünüzü sağlamada ne tip problemlere yol açabileceğini açıklamak.

Düzenli bir şekilde yoğun egzersizler yapıp dikkatli bir şekilde öğünlerinizi tüketmenize rağmen kilo kaybedemiyorsanız,

Diyete başladıktan sonra harika kilolar kaybedip son haftalarda hiç kilo kaybedemediyseniz,

Veya, bundan bir iki yıl önce diyet yapmayı denediğinizde hızlı bir şekilde istediğiniz kadar kilo kaybediyor, ancak şimdilerde aynı stratejileri uygulayıp kilo kaybedemiyorsanız,

Yaptığınız bilinçsiz diyetler, vücudunuzun besinleri işleme sistemine (sindirim, emilim, yemekle birlikte alınan besinleri vücut içerisinde kullanımı gibi olaylar) zarar vermiş olabilir mi?

man-person-people-emotions-large

Bu soru evet kesinlikle ya da hayır asla değil gibi cevaplar verebileceğimiz türden değil.

Ancak, yağdan kilo alımı ve kaybı ve bu durumun kısa süre içinde sürekli değişmesi beyninizin kilonuzu kontrol altında tutma mekanizmasını değiştirmiş olabilir.

Bu durumun nasıl olabileceğine girmeden vücudumuzdaki enerji dengesinden bahsetmek istiyorum.

Enerji Dengesi: Fiziksel kurallar hala geçerli

Hayatımızı devam ettirebilmek için vücudumuzun enerjiye ihtiyacı var. Biz bu enerjiyi besinlerden kalori olarak alıp, vücudumuzda belli başlı işlemlerin gerçekleşebilmesi için kullanıyoruz,

Teoride;

– Eğer gün içerisinde harcadığınız enerjiden daha azını alırsanız kilo kaybedersiniz.

– Eğer bunun tersini uygularsanız (harcadığınız enerjiden çoğunu almak) kilo alırsınız.

Başka bir deyişle,

Yağ depolarındaki değişim = Alınan enerji – Harcanan enerji

– Eğer bu denklemin sonucu artı çıkarsa kilo alır, eksi çıkarsa kilo kaybedersiniz.

Aslında kilo kaybı teoride oldukça basit gözüküyor öyle değil mi?

Yalnız teoride böyle olmasına karşın pratikte işler biraz değişiyor.

Enerji dengesi denklemi bize sadece kilo ile ilgili bilgi veriyor, bu denklemin içerisine vücut kompozisyonunu etkileyecek faktörler dahil değil. Mesela, bu denklemi kurarken yaştan, cinsiyetten, hormonlardan, fiziksel olarak aktif olmaktan, kas kütlesinden, yağ dokusundan, alınan enerjinin ne kadarının karbonhidrattan ne kadarının yağdan, ne kadarının proteinden geldiğinden, genetik altyapıdan hiç bahsedilmiyor. Oysa ki tüm bu faktörler kilo kaybını doğrudan etkiliyor.

Dolayısıyla, kilo kaybetmek isteyenler bu denkleme göre gittiklerinde büyük beklentilere girip, hızlı bir şekilde hayal kırıklığına uğrayabiliyorlar.

Beklentiler ve gerçek arasındaki uyumsuzluk enerji dengesi denkleminin görünenden daha kompleks olmasından kaynaklanıyor. Yani hayal kırıklığına hacet  yok esasında.

Daha az ye, daha çok hareket et felsefesiyle yola koyulmak iyi bir başlangıç. Buna şüphe yok.

Ancak bu tavsiye tek başına yeterli değil. Ne  yazık ki bütün kompleksliği kapsamıyor.

Vücuda alınan enerji zannettiğimizden daha da hilekar. Dolayısıyla sürekli etiket okuyup, bu şu kadar kalori, bu yiyecek bu kadar kalori diye bir diyet dizayn etmek çok da doğru değil.

Çünkü;

  • Etikette yazılan veya internette bulduğumuz kalori değerleri %100 doğru değil.
  • Her kişinin alınan enerjiyi işleme sokma hızı, besinin içindeki enerjiyi alıp vücut içerisindeki bir takım mekanizmalarda kullanma hızı ve miktarı, bunu yaparken harcadığı enerji aynı değil.

Aynı zamanda gün içinde harcana enerji de kişiden kişiye farklılık gösteren etmenlerin başında geliyor. Herkesin metabolizma hızı birbirinden farklı olduğundan uygulanan diyetler de herkes için farklı sonuçlar doğuruyor.

Aslına bakacak olursanız enerji dengesini anlatarak vermek istediğim mesaj şu;

Kilo kaybetmek teoride gözüktüğü kadar kolay değil. Bununla birlikte her metabolizmanın diyete ve egzersize verdiği cevap aynı olamadığından bu süreçte kilo kaybının bir süreliğine durması da muhtemel, tartıda çok yavaş eksilmek de olası.

Diyet ve fiziksel aktivite ile mutlaka hedeflediğiniz kiloya ulaşacaksınız. Burası kesin. Ancak hedefinizdeki kiloya ne zaman ulaşacağınız sizin eforunuzla birlikte büyük oranda metabolizmanızın işleyişine bağlı.

Bütün bu anlattıklarımı örnekle açıklarsam sanırım her şey daha somut bir görüntüye bürünecek.

Haydi kafamızda bir kahraman oluşturalım ve onun hikayesi ile birlikte götürelim bu örneği. Ali Bey 3 ay içinde 15 kg kaybetti. Ancak kaybetmek isteği bir 15 kg daha var. Ancak son 2 haftadır tartıda gram oynama olmuyor. Bu tabloyu görünce hemen zihninde tehlike zilleri de çalmaya başladı doğal olarak.

Eyvah! Ne yapacağım ben. Buraya kadarmış. Bitti. Artık kilo kaybedemiyorum. Listeme uyuyorum ama hiç bir değişiklik olmuyor. O halde diyet yapmamın ne önemi var. 

F8A965C02D

Böyle bir durum aslında gayet normal. Kaybedilen kiloların ardından vücudunuza zaman tanımanız gerek. Siz aynadaki yeni görüntünüze hızlıca adapte olmuş olabilirsiniz. Ancak vücudunuzda gerçekleşen biyokimyasal olayların da yeni kilonuza adapte olması gerek. Ona zaman tanıyın. Yeni şartlara uyum sağladığında zaten tekrar kilo kaybetmeye başlayacaksınız.

Burada Ali Bey’in yaptığı yanlış paniğe kapılmak oldu. İyi giden sürece kendisi taş koydu.

Endişelenmeye hiç gerek yok. Eğer diyetiniz ve yaptığınız egzersiz doğruysa hedefinize bazı haftalar daha hızlı bazı haftalar biraz daha yavaş olmak kaydıyla ilerleyeceksiniz. Neticede başaracaksınız!

İkinci bir örnek daha vermek istiyorum.

Şimdiki örnekte kullanacağımız hayali karakterimizin adı Ayşe olsun. Ayşe Hanım 28 yaşından beri fazla kilolarından şikayetçi ve o yaşlardan beri ara ara diyet yapmış bir türlü istediği kiloya inememiş, inse bile o kilosunu koruyamamış olsun. Ayşe Hanım 37 yaşında ve hala istediği bedene ulaşamadı. Şu anda da harika bir beslenme düzeni oturtmuş olmasına rağmen eskisi gibi hızlı kilo kaybedemiyor. Kahramanımız bu durumdan çok şikayetçi, çok mutsuz, motivasyonu çok düşük ve hedeflediği kiloya ulaşamayacağına olan inancı giderek kuvvetleniyor.

ayşe

Sevgili hayal kahramanımız Ayşe hanım 9 yıldır devamlı kilo kaybedip, arkasından istikrarını sürdüremeyip, kaybettiği kiloları fazlasıyla geri aldığından şu anda eskisi gibi rahat bir şekilde kilo veremiyor. Ortaya çıkan durum çok doğal. Bu tatlı kadını gram gram kilo kaybetmek yıldırmamalı. Eğer yeterince sabırlı olursa zinciri kıracak ve hedeflediği kiloya demir atacak. Bunu da sağlıklı beslenme alışkanlıklarını benimseyerek yapacak.

Eğer siz de Ayşe hanımınkine benzer bir durum yaşıyorsanız, kesinlikle ben yapamıyorum, olmuyor gibi cümleler kurmayı kendinize yasaklamalısınız. Evet metabolizmanızı biraz yıpratmış olabilirsiniz, ama bu sizin aynada istediğiniz gibi görünme lüksünüzü elinizden almıyor. Sakın bunu unutmayın.

Kahramanımızın yaşadığı durumla karşılaşmak istemiyorsanız da devamlı kilo alıp vermekten vazgeçmeli ve hedeflediğiniz kiloda çakılı kalmalısınız.

Çıkış noktamız ve örneklerimizi birbirine bağlayacak olursak, hayalimizde canlandırdığımız karakterler metabolizmalarına zarar vermedi. Belki genetik alt yapılarından, belki geçmişte yaptıkları beslenme hatalarından dolayı kilo kaybetme süreçleri yavaşladı. Bunun sonucunda vücutlarına değişen durumlar için yeteri kadar zaman tanımadılar ve içinde bulundukları halden dolayı endişe duymayı seçtiler. Gerçekçi beklentiler belirleyip, yola sağla bir şekilde devam etmek yapabilecekleri en doğru hareket olurdu.

Son söz…

Unutmayalım ki vücudumuz rutinleri sever. Rutininiz doğru beslenmek olduğunda her ne gibi bir zorlukla karşılaşırsanız karşılaşın bir şekilde istediğiniz kiloya, vücudunuzda herhangi bir mekanizmaya zarar vermeden ulaşacaksınız.

Yapmamız gereken kararlı olup, asıl hedeften şaşmamak.

Herkese iyi haftalar dilerim.

Ebru Pelin